MAKALELER
4857 sayılı Is Kanunu’nun 18. maddesinde isletmenin, iş yerinin veya isin gerekleri kavramına yer verildigi halde, isletmesel karar kavramından söz edilmemistir. Isveren amaç ve içerigini belirlemekte serbest oldugu kararları, yönetim hakkı kapsamında alabilir. Genis anlamda, isletme, is yeri ile ilgili ve isin düzenlenmesi konusunda, bu kapsamda isçinin is sözlesmesinin feshi dahil olmak üzere isverenin aldıgı her türlü kararlar, isletmesel karardır.
Yargıtay, 2014 tarihli bir kararında, işletmesel kararla yapılan fesih için şu belirlemelerde bulunmuştur:
- Bu kararlar isletme ve is yeri içinden kaynaklanan nedenlerden dolayı alınabilecegi gibi, is yeri dısından kaynaklanan nedenlerden dolayı da alınabilir. Bu nedenler, bir ya da birden fazla isçinin is yerinde çalısmaya devam etmesi gerekliligini dogrudan veya dolaylı olarak ortadan kaldırıyorsa, dikkate alınmalıdır.
- Isletmenin dogrudan dogruya etkisinin olmadıgı bütün sebepler, isletme dısı sebeplerdir. Siparislerdeki azalma, pazarlama güçlükleri, satıs ve sürümde azalma, hammadde yoklugu, enerji sıkıntısı, kamu isyerlerinde devlet bütçesinden kaldırılması, meteorolojik sebepler isletme dısı sebeplere örnek gösterilebilir. İsveren, fiili verileri, isçilerin karsı vakıalar ile itiraz edebilecegi ve mahkemelerce denetlenebilmesine imkan saglayacak sekilde somut ve ayrıntılı olarak ortaya koymalıdır.
- Isletme içi sebeplerden, isverenin, isletme yönetiminin esasını teskil eden isletme politikasını gerçeklestirmek için, teknik, organizasyon ve ekonomik sahada aldıgı bütün isletmesel tedbirler anlasılmalıdır.
- Isletme içi sebeplerden kaynaklanan fesihlerde, isverenin, hangi tedbirleri aldıgını ve bu tedbirlerin is sözlesmesi feshedilen isçinin isine nasıl etki ettigini ortaya koymak zorundadır.
- Isletmesel karar söz konusu oldugunda, kararın yararlı ya da amaca uygun olup olmadıgı yönünde bir inceleme yapılamaz. Kısaca isletmesel kararlar yerindelik denetimine tabi tutulamaz.
- Isverenin, dayandıgı fesih sebebinin geçerli (veya haklı) oldugunu uygun delillerle inandırıcı bir biçimde ortaya koyması, kanıt yükünü yerine getirmis sayılması bakımından yeterlidir. Ancak bu durum, uyusmazlıgın çözümlenmesine yetmemektedir. Çünkü yasa koyucu isçiye baska bir olanak daha sunmustur. Eger isçi, feshin, isverenin dayandıgı ve uygun kanıtlarla inandırıcı bir biçimde ortaya koydugu sebebe degil, baska bir sebebe dayandıgını iddia ederse, bu baska sebebi kendisi kanıtlamakla yükümlüdür.



