MAKALELER
Markaların tescilinde ülkesellik prensibi esastır. Bir diğer anlatımla, bazı istisnalar hariç markalar, tescil edildikleri ülke sınırları içerisinde korunurlar. Dolayısıyla bu durum, uluslararası ticaret yapan firmaların Türkiye'de tescilli markalarının uluslararası alanda korunmayacağı anlamını taşımaktadır. Bu nedenle uluslararası alanda faaliyet gösteren tüm firmaların markalarını ticaret yaptıkları, faaliyet gösterdikleri ülkelerde de tescil ettirmeleri gerekmektedir.
Uluslararası marka başvurusu doğrudan o ülke yetkili makamlarına başvuru ile gerçekleştirilebilmektedir ancak sürecin takibinin zor olması, her bir ülke için ayrı marka vekilleri ile çalışma gerekliliği ve beraberinde gelen ekstra masraflar nedeniyle günümüzde neredeyse terk edilmiştir.
Uluslararası marka başvurusu için bugün tercih edilmekte olan, tek başvuru ile birden çok ülkede tescil imkanı tanıyan iki etkin sistem bulunmaktadır;
Avrupa Topluluk Markası Tescil Sistemi
ve
Madrid Protokolü uyarınca tescil.
Avrupa Topluluk Markası Sistemi, tek başvuru ile tüm Avrupa Birliği üye ülkelerinde tescil imkanı tanıyan bir sistemdir ancak başvuru reddedildiğinde tüm Avrupa Birlliği üye ülkelerinde reddedilmektedir.
Madrid Protokolü uyarınca tescilde ise, yine tek bir başvuru ile Protokole üye tüm ülkelerde başvuru imkanı olmakla birlikte, bir ülke tarafından herhangi bir sebeple başvuru reddedildiğinde bu durum diğer başvuruların geçerliliğini etkilemez. Ayrıca, bugün sayısı 28 olan Avrupa Birliği üye ülkelerinin çoğu Madrid Protokolüne de taraf olup, Madrid Protokolüne üye ülkeler içerisinde Avrupa Birliği'ne üye olmayan ve en çok ticaret yapılan ülkeler de bulunmaktadır. Madrid Protokolü sistemine üye ülkelerin sayısı bugün itibariyle 93'tür.
Zamandan tasarruf edilmesi ve en ekonomik yolun belirlenmesi bakımdan, uluslararası alanda faaliyet gösteren şirketlerin uluslararası marka başvurularının, etkileşim içerisinde olduğu ülkeler iyi tespit edilerek yapılması gerekmektedir.



